Türk Denizaltıcılık Tarihi
Türk denizaltıcılık tarihi Eylül 1886’da Abdülhamid ve Abdülmecid denizaltılarının donanmaya katılmasıyla başlamıştır.
Genel kabul ile dünyadaki ilk denizaltı olarak bilinen ve 3 Aralık 1719’da dalışını yapan “Turtle” denizaltısından 57 yıl önce Haliç’te bir denizaltı gemisi denenmiş ve başarılı olmuştur. Dönem Lale Devridir. Osmanlı İmparatorluğunda, ülke genelinde yaşanan büyük sıkıntılara rağmen, 1700’lü yılların başında İmparatorluk başkenti İstanbul’da her açıdan büyük lüks ve şatafatlı bir dönem yaşanmıştır.
Padişah III. Ahmet’in oğullarının sünnet düğününde, ilginç eğlence ve gösteriler düzenlemiştir. Bunlardan biri de sünnetin 14. gününde Aynalıkavak Kasrı önlerine Timsah şeklinde bir deniz aracı getirilmesidir.
Tersane mimarbaşı İbrahim Efendinin inşa ettiği “Timsah” adı verilen bu deniz vasıtası denizde yüzüyor, ağzını açıp kapıyordu. Daha sonra dalış yapan ve 1 saate yakın su altında kalan “denizaltı” satha çıktığında, ağzından birkaç köçek fırlayıp raks etmişlerdir. Hakkında daha fazla bilgi ve belgeye ulaşılamamış olsa da, o günün teknik koşulları düşünüldüğünde anılan “Timsah” deniz aracının yüzdüğü, bir saate yakın daldığı göz önünde bulundurulduğunda anılan geminin dünyadaki ilk denizaltı olarak nitelendirilmesi yanlış olmayacaktır.
Ardından İngiltere’de İsveçli mühendis Nordenfelt’in şirketine iki adet denizaltı siparişinde bulunulmuştur. İngiltere'de üretilen parçalar İstanbul'a getirilerek Taşkızak Tersanesi'nde monte edilmiştir. Abdülhamid ve Abdülmecid adları verilerek Osmanlı Donanması'na katılan denizaltıları, dünyada su altında ve hareket halindeyken hedefe torpido atabilen ilk denizaltılar olarak tarihe geçen buharlı tahtelbahirlerdir (denizaltılardır).
Abdülhamid Eylül 1886'da denize indirildi. 1888 yılında Sarayburnu açıklarında yapılan denemede hedef olarak kullanılan esk bir gemiyi torpido ile batırarak bir dünya denizaltıcılık tarihinde ilke imza attı.
Stimli makineleri, aşırı sıcak ve emniyetsiz çalışma ortamı, denge problemleri ve yüksek bakım masrafları nedeniyle zamanla askeri etkinliklerini yitirdiler. Etkili bir harp silahından ziyade kıyı savunması için deneysel birer adım olarak kaldıktan sonra bir süre sonra kızakta çürümeye bırakıldılar.